Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru Hakkı
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 148. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hakka başvurabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. Bu şart sağlandıktan sonra, herkes Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yer alan ve Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunabilir.
Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre bireysel başvuru, olağan kanun yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır. Ancak haklı bir mazereti nedeniyle bu süre içinde başvuruda bulunamayan kişiler, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde, mazereti belgelendirmek suretiyle başvuru yapabilir.
Bir bireysel başvurunun esas yönünden incelenebilmesi için, 6216 sayılı Kanun'un 45 ve 47. maddelerinde belirtilen şartları taşıması gerekmektedir. Bu şartların sağlanıp sağlanmadığı öncelikle Anayasa Mahkemesi Komisyonları tarafından değerlendirilir. Komisyon, başvurunun kabul edilemez olduğuna oy birliğiyle karar verebilir. Aksi hâlde dosya esas inceleme için ilgili bölüme gönderilir.
Kanun'un 49. maddesi uyarınca, esas inceleme Mahkeme bölümleri tarafından dosya üzerinden gerçekleştirilir. Ancak Mahkeme, gerekli görmesi hâlinde duruşma yapılmasına karar verebilir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun haklarının zarar görmesini önlemek amacıyla, resen veya talep üzerine, gerekli gördüğü geçici tedbirlere de başvurabilir. Bu durumda, esasa ilişkin kararın en geç 6 ay içinde verilmesi gerekir.
Esas inceleme sonucunda ihlal kararı verilmesi hâlinde, Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken hususları belirler. Dosya, ihlale neden olan mahkemeye gönderilerek, mümkünse dosya üzerinden yapılacak yeniden yargılama ile ihlalin ve sonuçlarının giderilmesi sağlanır. Yeniden yargılama ile giderimin mümkün olmadığı veya hukuki yararın bulunmadığı durumlarda ise Mahkeme, başvurucu lehine tazminata hükmedebilir ya da başvurucuya genel yargı yolu ile dava açma imkânı gösterebilir.

